JEAN PAUL SARTRE
Fransız filozof, oyun yazarı, eleştirmen ve politik aktivist Jean Paul Sartre varoluşçuluk akımının Fransa’daki başlıca temsilcisi olup İkinci Dünya Savaşı’nı izleyen on yıllarda Fransız entelektüel yaşamı üzerinde önemli ve yaygın etkiler bırakmıştır. 1905’te Paris’te doğan Sartre yüksek öğrenim gördüğü Ecole Normal Superieure’de felsefe ve psikoloji, daha sonra bir dönem Berlin’deki Fransız Enstitüsü’nde fenomenoloji çalıştı. İkinci Dünya Savaşı başlayana kadar Fransa’da çeşitli öğretim görevlerinde bulundu. 1939’da silah altına alınan Sartre 1940’ta esir düştüyse de bir sonraki yıl serbest kalarak Fransız direniş hareketine katıldı. Savaştan sonra tüm zamanını yazmaya ve değişen yoğunluklarda sosyalist politik amaçların arayışına verdi.
Geniş kapsamlı yaratıcı ve eleştirel enerjisi, zamanının önemli problemlerinin çoğunda yakın ilgi ve faaliyetleri, özgürlük problemi ile sürekli ilgisi, kararlılık ve ahlaki sorumluluğu nedeniyle fikirleri geniş bir izleyici kitlesine ulaştı. Çok sayıda felsefi alanda, özellikle varoluşçuluk ve Marxist felsefede, önemli katkılarda bulundu. Üniversitedeki öğrencilik yıllarından beri, yazar Simone de Beauvoir Sartre’ın yaşam boyu arkadaşı ve dostu olmuştur. 1964 yılında Nobel Edebiyat Ödülü verilmişse de kabul etmemiştir. İngiliz filozof Bertrand Russel önderliğinde kurulan Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi’nin 1967’de Stockholm’daki oturumuna başkanlık etmiştir. Etkili bir edebiyat ve siyasi bir dergi olan Les Temps Modern’in kurucularındandı. 1980 yılında Paris’te ölmüştür.
Varlık ve Hiçlik (1943) adlı eserinden başlayarak varoluşçuluk felsefesini geliştirmiştir. Bu alandaki asıl görüşüne göre varoluş özden önce gelmektedir. Düşünen ”ben”in özgürlüğünü felsefesinin odak noktası yapmıştır. Özgürlüğün arkası varoluşsal bir korkudur. Kişi kendisi olmadığında var olamayacak dünyayı ”ben”inin olumsuzlanışı olarak hisseder. Varlığın belirlenme süreci rastlantıya bağlı olduğundan kendi algılarının güvenilirliği ve evrenin görünümünün geçerliliği hakkında endişe içindedir. Bulantı (1938) adlı eserde, roman kahramanının yaşam karşısında hissettiği bulantı burjuva toplumunun karşı karşıya kaldığı bunalım ve çöküntünün işaretidir. Bu çöküntü ve yoksunluktan çıkış yolu kişinin kendi özgürlüğündedir. Dünyadaki ilişkiler büyük sorunlar çıkarmakta ve insanın beklentilerini tüketmekte ise de kişinin onu kabullenip yaşamını ona göre düzenleme ya da dünyayı reddetme özgürlüğü vardır. Özgürlüğün Yolları Üçlemesi (1945-1947) [Akıl Çağı, Erteleme, Ruhun Ölümü] başlığı altında yayınlanan eserlerde bir aydın olan roman kahramanı Sartre’ın öngördüğü özgürlüğü yaşamakta, bu özgürlük aynı zamanda bir sorumluluk duygusunu da beraberinde getirmektedir. Bu Sartre’a göre insan onurunun bir göstergesidir.
Diğer Eserleri: Sinekler (Oyun) (1943), Gizli Oturum (Oyun) (1945), Varoluşçuluk bir Humanizm’dir (Deneme) (1946), Edebiyat Nedir? (1948), Kirli Eller (Oyun) (1948), Altona Mahkumları (Oyun) (1960), Diyalektik Aklın Eleştrisi (1960). Durumlar (Yedi Cilt), (Deneme) (1947-1965). Sözler başlıklı otobiyografisi 1964’te yayınlanmıştır.
KAFASINA GÖRE DERGİ – 31.SAYI – AKLA İLK GELENLER
