IMMANUEL KANT

Büyük Alman filozofu Immanuel Kant İskoç asıllı bir deri işçisinin ikinci çocuğu olarak 1724’te Prusya’daki Köningsberg şehrinde doğdu. Köningsberg’de üniversiteyi bitirdikten sonra geçimini özel öğretmenlik yaparak sağlamış, 1755’te üniversitede göreve başlamıştır. Kant maaş ödenmeyen bu görevi 15 yıl yürütmüş, bu sürede birçok felsefi inceleme ve araştırmalarını yayınlamıştır. 1970’te Köningsberg Üniversitesi’nde mantık ve metafizik profesörü olmuş ve bu görevi ölümüne kadar sürdürmüştür. Yaşamı boyunca evlenmeyen Kant son derece titiz ve dakik bir insandı. Yürüyerek geçtiği yerlerdeki insanların saatlerini onun geçişine göre ayarladıkları bilinmektedir. 1804’te doğduğu yer olan Köningsberg’de ölmüştür.

Felsefe alanındaki yaygın etkisi bakımından ancak Aristo ile karşılaştırılabilir.

Kant felsefesinde bilgi iki faktörün, duygular ve kavrama gücünün, sonucudur. Duygular bilginin başlangıç noktasıdır. Böylece, duygusal algımızın gerekli koşulları olan mekân ve zaman duyguların bilince aktarıldığı formlar olup, sadece bilincimizin formları olarak var olmalarına karşın bilginin de gerekli koşullarıdır. Sürekli ve sonsuz olan bu formlar bireysel algılarımızın birleştirilmesi olasılığını sağlar ve birleştirme kavrama gücü tarafından etkilenir. Bu sentez yasasını Kant 12 kategoriye ya da düşünme yasalarına ayırmıştır. Kategoriler nitelik, nicelik ve neden gibi kavramları içermektedir. Böylece, dış dünya bilincin formları tarafından koşullanan duyguların ürünü olmaktadır. Bu, phenomena denilen görünümlerden oluşmakta, fakat bu görünümlerin sebepleri, noumena (kendiliğinden şeyler), bilgi sınırımızın dışında bulunmaktadır. Sadece aklın yardımıyla, görünümlerin dışında, mutlak gerçeğe ulaşamayız.

Metafizik başarısız olduğunda pratik akıl yardımımıza gelir. Ahlaki bilinç bazı kategorik emirlere onay verir ve insan bir ölçüde özgür olduğu inancı taşır. Ahlaki zorunluluk, aslında, hissettiğimiz fakat açıklayamadığımız kategorik bir emirdir. Pratik davranış kuralı olarak ifade edilen ahlaki yasa “Kendisine göre hareket ettiğin ilkenin evrensel bir doğal kanun olacağı şekilde davranışta bulun”şeklinde öneride bulunurken, tüm insanların en yüksek iyiye yükseltilmesi için insanın tüm gücünü kullanmasının gerekli olduğunu belirtir. Eğer dünya ahlaki yasa ile yönlendirilemezse en yüksek iyi gerçekleştirilemez. Fakat metafizik din ve ahlakı bilim alanından çıkararak inanç alanına yerleştirmiştir.

Başlıca eserleri: Saf Aklın Eleştrisi (1781), Geleceğin Metafiziğine Giriş (1783), Doğal Felsefenin Metafizik Esasları (1786), Pratik Aklın Eleştirisi (1788), Yargı Gücünün Eleştrisi (1793)

KAFASINA GÖRE DERGİ – 31.SAYI – AKLA İLK GELENLER

Yazıyı paylaşmak ister misin?