LUNA LOVEGOOD
O bir baş belası, dert magneti, eşin dostun endişe kaynağı… Evet bildiniz, Harry Potter’dan bahsediyorum! Okurlar kitabın başında Harry’nin zavallı anne ve babasının korkunç bir kazada öldüğünü öğrenirler. Sonradan anlarlar ki Voldemort Potter ailesi yetişkinlerini öldürmese, Harry büyürken onları öldürecekmiş. Yok, yanlış anladınız beni; Harry büyürken annesi Lilly ve babası James’i endişeden ve dertten öldürecekti!
Bakın bunca yıllık Roman Kahramanları Sendikası Başkanı Sufyu’yum, ben böyle başına buyruk, böyle yaramaz, böyle dert magneti görmedim! Oğlan durduğu yerde durmuyor; gece yarısında canavarlı ormanlara gitti, üzerine vazife olmayan işlere burnunu sokup hayatını kaç defa tehlikeye attı ben sayamadım. Tabii siz okurlar da onunla beraber dert ve keder sahibi oldunuz, hop oturup hop kalktınız Harry’yle beraber.
Neyse ki ben size bugün Harry’nin beni nasıl dertlendirdiğini, sendika üyesi olarak bile başını nasıl belaya soktuğunu anlatmayacağım. Okurların Harry Potter’ın Büyücülük Evreni’nde en sevdiği karakterlerden birisi Luna Lovegood, nam-ı diğer Laklak Luna’dan bahsedeceğim. Eveet şimdiden gülümsediğinizi görüyorum sevgili okurlar!
Siz okurlarla Harry Potter Serisi’nin beşinci kitabı Zümrüdüanka Yoldaşlığı’nda tanıştı ve bir anda herkesin sevgilisi oldu. Normal hayatta da kurgu hayatta da arkadaşınız olmasını pek istemeyeceğiniz bu karakteri herkes neden bu kadar sevdi diye tartışalım istiyorum. Luna Lovegood safkan bir büyücü ailesinin çocuğudur. Harry, Ron ve Hermione gibi Gryffindor’da değil, Rawenclaw’da okudu. Bu yüzden serinin karakterleriyle geç tanıştı. Gerçi Hermione onu zaten ”Laklak Luna” ya da ”Laklak Lovegood” takma adıyla biliyordu ama Harry, Ron ve Neville Luna’yla beşinci kitabın başında tanıştı.
Luna’nın beline kadar uzanan sarı saçları, yüzüne şaşkın bir ifade veren hafif çıkık gözleri var ama ona Laklak takma adını kazandıran yönü ise bir büyücü için bile tuhaf olan kıyafetler giymesi, büyücülerin inanmadığı varlıklara inanması. Her konuda babasının editörlüğünü yaptığı Dırdırcı Dergisi’nden örnekler verip büyücüler arasında daha da tuhaf karşılanmasına sebep oluyor. Hogwarts’ta Luna çok sevilmezken nasıl siz muggleların sevgilisi oldu?
J.K. Rowling’in en başarılı olduğu konulardan birisi yan karakterlerini çok başarılı bir şekilde yaratması. Luna Lovegood da bu başarılı yazılan yan karakterlerden birisi. Harry büyücü olduğunu öğrenip büyücülük dünyasıyla tanışınca her şeye şaşırmış ve tuhaf olmadığını anlamıştı. O, başka bir dünyaya aitti ve tuhaf olmadığı bir yer vardı. Harry’nin aksine Luna o dünyanın tuhafıydı ve aslında tuhaf olmak için çok haklı sebepleri vardı. O sadece kendine özgü bir karakterdi ve bu yüzden dışlanmıştı, zamanında Harry’nin dışlandığı gibi.
Bu sayede Harry ile özel bir bağ kurdu ve sonra Ron, Hermione ve Neville ile beraber olup Dumbledore’un Ordusu’nu kurdular. Harry’nin başını derde soktuğu her durumda onun peşinden gittiler; hatta arkasını topladılar bile diyebiliriz. Serinin ilerleyen kitaplarında daha kilit bir yol oynadıkça okurlar mutlu oluyor. Belki okurlar Harry gibi kendisini dünyalarının ”tuhafı” olarak görüyor ve bir bağ kuruyorlar. Belki de herkes Luna gibi halden anlayan, renkli bir arkadaş hayali kuruyor.
Siz sevgili mugglelar şimdi bir düşünün bakalım; kim kendi dünyasının Luna’sı, kim Harry’si?
Sufyu / Roman Kahramanları Sendikası Başkanı
