LORD BYRON
Büyük İngiliz romantik şairi George Gordon Byron 22 ocak 1788’de Londra’da doğdu. Ayağı doğuştan sakattı. Kocasının aile servetini tüketmesi üzerine annesi bebek Byron’u da alarak güçlükle geçinebildikleri bir pansiyonda yaşamak üzere memleketi olan İskoçya’ya gitti. On yaşına girdiğinde kendisine büyük amcasından büyük bir servet ve lord ünvanı miras kaldı. 1803’te Byron’ın aşkını reddeden uzak akrabası Mary Chaworth şairin ideal ve ulaşılamaz sevgisinin sembolü oldu. 1805’te Cambridge Trinity College’a giren Byron orada dağ gibi borçları, sorumsuz ve olumsuz davranışlarıyla biliniyordu. 1806’da erken dönem şiirlerini Fugitive Pieces başlığıyla özel olarak bastırdı. 1807’de ilk basılan şiirleri Hours of Idleness adıyla yayınlandı. 1809’da Lordlar Kamarası’nda oturmaya hak kazandı. Yaşam boyu arkadaşı olan John Cam Hobhouse ile birlikte Lizbon, İspanya, Cebelitarık, Malta, Yanya, Arnavutluk, Çanakkale Boğazı ve İstanbul’u kapsayan uzun bir seyahat gerçekleştirdiler. Truva’yı ziyaret eden ve Çanakkale Boğazı’nda yüzen Byron üzerinde Yunanistan ve Yunan halkının izlenimi inanılmaz kalıcıydı ve şair Childe Harold’s Pilgrimage’i yazmaya orada başladı. 1812’de yayınlanmasıyla şairi şöhretinin zirvesine taşıyan bu eser zevk ve sefahatten bıkkın, başka ülkelerde yaşamına anlam arayan bir genç adamın Akdeniz yolculuğunu anlatır. Şiirde arzuların beyhudeliği, zevklerin geçiciliği, mükemmeliyet aramanın boşunalığı vurgulanır. Memlekete dönüşte, bazıları skandal olabilecek çeşitli aşk maceraları yaşayan Byron’ın 1814’te yaptığı evlilikten bir kız çocuğu oldu ise de anlaşamayan çift ayrıldı. Toplumun kendisine karşı olumsuz tavrı üzerine 1816’da İngiltere’yi terk etti ve bir daha ülkesine geri dönmedi. Ren Nehri boyunca nehir yolculuğu yaparak İsviçre’ye geldi ve Cenevre’de yerleşti. 1817’de Barnese Oberland’a yaptığı yolculuk Manfred adlı eserinin ortaya çıkmasına vesile oldu. En tanınmış eseri olan Don Juan’ın ilk cantoları 1819’da yayınlandı. Burada efsanevi kadın düşkünü Don Juan tecrübesiz masum bir genç olarak ele alınmakta, Sevilla’dan başlayıp Yunan adaları, İstanbul, St. Petersburg ve İngiltere’ye uzanan yolculuk toplumsal yaşam kültürlerinin eleştirel anlatımıyla birlikte ortaya konulmaktadır. Eser tamamlanmadan şairin ölümüyle 17. kantoda kalmıştır. Ravenna’da bulunduğu sırada kaleme aldığı eserler arasında The Prophecy of Dante isimli eseri de bulunmaktadır. İtalya’da bulunduğu dönemlerde şair Shelly ve eşi Mary ile birlikte olmuş ve edebi faaliyetlerde bulunmuşlardır. Byron 1823’te Osmanlılar’a karşı ayaklanan Yunanlılar’a yardım olarak 4000 £ gönderdi ve kendisi de onların safında savaşmak üzere Yunanistan’a hareket etti. Ayaklanan güçleri birleştirmek ve bir birliğin yönetimini ele almak gibi faaliyetlerde bulundu. Bir süre sonra hastalanarak 19 Nisan 1824 günü Missolonghi’de öldü. İngiltere’ye götürülen cenazesinin Westminster Abbey’de defnedilmesi reddedilince Newstead’deki aile mezarlığına defnedildi.
KAFASINA GÖRE DERGİ – 36.SAYI – AKLA İLK GELENLER
