KEDİDİR KEDİ
Yeniden merhaba sevgili okurlarım. Bakıyorum da yazın rehavetine çoktan kapılmışsınız. Ağaçta dal kıpırdamıyor ama sizde de bir hareket göremiyorum! Bu yazıda sizi harekete geçirecek birkaç şey söyleyeceğim; hazır olun! Geçtiğimiz aylarda yine sokak hayvanları doğup büyüdüğü sokaklarında mutlu yaşayamadı. Başlarına gelenleri hepimiz derin bir üzüntüyle hatırlıyoruz.
Biz roman kahramanlarının doğup büyüdüğü, beslendiği kaynak sizlerin yaşadığı dünya olduğu için bizler de etkilendik. Bu yüzden bizlerin de keyfi kaçtı çok mutsuz olduk. Bu mutsuzluğu bozmak adına size ilginç iki roman kahramanından bahsedeceğim; Türkiye’de yayınlanmamış ama dünyada sevilerek okunan ünlü çocuk kitabı yazarı Ruth Sanderson’un A Castle Full of Cats (Kedilerle Dolu Bir Şato) adlı kitabı.
Zamanın birinde bir kalede Kral ve Kraliçe yaşarken Kraliçe evi kedilerle doldurmuş. Şatoda her çeşit kedi varmış; farklı boylarda, renklerde, huylarda yüzlerce kedi! Kraliçemiz kedileri çok şımartmış; masadan porselen tabaklarla beraber yemek yerlermiş her akşam. Ama Kral bu durumdan çok hoşnut değilmiş. Kediler kralın kalbini kazanmak için her yolu denemişler; ona yakaladıkları fareleri getirmişler, onu her yerde takip etmişler, Kral’ın müzik aletlerinin, nota kağıtlarının, iş evraklarının ve kitaplarının üstüne oturmuşlar.
Kediler ne yaparsa yapsınlar, Kral’ın sevgisini kazanamamışlar. Bazı insanlar gibi Kral da gözünü tüylü dostlarının sevgisine gözlerini kapatmış. Meğer Kral başka bir tüylüye gönlünü kaptırmış; kocaman bir köpeğe! Kediler önce kabarmışlar, sonra tıslamışlar. Bu dili dışarda kocaman yaratığın da saf sevgiyle dolu olduğunu görünce bu sefer Kral’ın gönlünü kazanma çalışmalarını beraber sürdürmüşler. Koca şatonun altını üstüne getirmeye sonsuza kadar devam etmişler.
Kitabımız mutlu sonla bitip de onlar kerevetlerine çıkarken sizi bu sefer gerçek hayata davet ediyorum. Çünkü hayat, kitaplardaki gibi tatlı değil. Bu rengârenk kitaptaki gibi tüylü ve patili dostlarımızın gerçek hayatları mutlu sonla bitmiyor. Çoğu hayvanlar daha bir yaşlarına gelmeden sokakta açlıktan, susuzluktan, hastalıktan ve insanların zulmü yüzünden ölüyorlar. Kötü senaryoları bir bir hatırlayıp içimizi karartmak yerine bu hayvanlarla birey olarak neler yapılabilir, ona bakalım.
Kitaptaki gibi bir şatonuz yoksa ve kral ya da kraliçe değilseniz ilgilenebileceğiniz hayvan sayısı kısıtlı olur. Ama yine de sokaklarınızda yaşayan hayvanlara yapabileceğiniz o kadar çok şey var ki! En önemlisi zarar vermemek; zarar verenleri gördüğünüzde nefretle değil akılcı bir şekilde uyarmak gerek. Öfke, öfkeyi doğurur çünkü. Sonra, etrafınızdaki insanları bilinçlendirmek; yaralı bir hayvan gördüğünde yapabileceklerini anlatmak. Hayvan beslemenin kolaylıkları ve zorlukları hakkında bilgi vermeniz birçok ihmal vakalarını önleyecektir. En son yapabileceğiniz şey ise her gün sabah ve akşam yakınınızdaki su kaplarını tazelemek. Uzak yerlere de birer kap su ve mama koymayı unutmayın. Çantanızda, bagajınızda taşıyacağınız minik bir poşet mama bile kaç hayvanın karnını doyurduğunu görünce şaşıracaksınız. Koyacağınız su ve mamalardan sadece kedi/köpekler değil, doğada yaşayan her canlı yararlanacaktır.
Sufyu / Roman Kahramanları Sendikası Başkanı
