KAYBETTİĞİNİZ ÇOCUKLUĞUNUZU KÜÇÜK PRENS Mİ BULACAK?

O, belki de en sessiz üyelerimizden. Sarı darmadağın saçları, hüzünlü bakışları var. Sizler onu Küçük Prens diye tanır, seversiniz ama biz onu Roman Kahramanları Sendikasının üyesi olarak tanırız. Az konuşur ama öz konuşur; doğru soruları sorar ve neredeyse hiçbir soruya cevap vermez.

Onun dünyayla ve biz roman kahramanlarıyla olan ilişkisi kitaptakinden farklı değil. Belki de siz okurlar bu yüzden çok sevdiniz. Ama sevdiğinizi yerden yere vurdunuz, ben buna dayanamıyorum. Hakkında çok yazıldı, çizildi ama o hep susmayı tercih etti. Bu yüzden onun adına birkaç meseleye değineceğim.

Popüler kültürün mezesi mi?

Turistik gezilerden dönerken alınan süslü havlular, yerini Küçük Prens eşyalarına bıraktı. “Kaş Hatırası” baskılı Küçük Prens tişörtü, “Seni Çok Özledim” yazılı anahtarlık ve daha niceleri 2010’ların en çok hatırlanan karakteri olmasını sağladı.

Sosyal medyanın yaygınlaşması, en çok bizim Küçük Prens’e yaradı. Özlü söz niyetine alıntıları paylaşıldı. Naifliğinden, tatlı görünüşünden birçok insan etkilendi. Sonra da kimse sosyal medyada paylaşmamış gibi popüler kültürün mezesi yapıldı denildi. Bir kitap karakterinin popüler kültürün mezesi olması kadar harika bir şey düşünemiyorum! Her sözünün felsefi önerme kadar derin olduğunu düşünürsek, ne kadar popüler o kadar iyi oldu diyebiliriz.

Her yayın evinin Küçük Prens baskısı yapması.

Telif hakları yasası sebebiyle Küçük Prens’i her yayınevi basmaya hak kazandı. Bu konuda sendikamız da biz üyeler de çok mutluyuz. Fakat bizim başka bir sorunumuz var; her yayınevi hakkını vererek basmıyor! Bazıları büyük kârlar elde etmek için yarısı çalıntı yarısı uydurma çevirilerle kitabı çok kalitesiz kâğıda basıyor. Okuruna, yazarına ve sanata çok büyük haksızlık yapılıyor.

Bu durumdan biz roman kahramanları da çok mutsuzuz. Çünkü kötü bir çeviri, bozuk cümleler derdimizi anlatmamıza yaramıyor. Aksine bizleri öcü gibi gösteriyor ve kitapları okuyan insanlara sıkıntı ve kafa karışıklığı dışında hiçbir şey vermiyor. Yayıncılık nasıl ve ne zaman düzelir bilemeyiz ama biz sendika olarak elimizden geleni yapacağız.

Çocukluğu kaybetmek, neden onda bulmak?

İnsan masumiyeti ve çocukluğunu nasıl kaybeder? Birbiri aynı anlama mı gelir? Dünyada bu kadar çok Küçük Prens okuyan varsa, neden hâlâ insanlar kötülük yapıyor? Küçük Prens okuyan herkes neden “Ahh çocukluğumuz, vahh masumiyetimiz…” diyor?

Kusura bakmayın sevgili okurlar ama bu sözleri siz de söylüyorsanız çocukluğunuzu kaybetmeye bahane arıyormuşsunuz. Masumiyet ve çocukluk aynı şey olmadığı gibi kaybedilen bir şey de değildir. Sadece kalbinizi ve aklınızı başka meselelerle doldurmuşsunuz demektir. Siz yetişkin okurlar, büyürken hayatı farklı algılamaya başlıyorsunuz ve doğal olarak artık çocuklar kadar masum değilsiniz. Biz roman kahramanlarının durumu daha farklı olduğundan sizlerden bahsediyorum sadece.

Küçük Prens okurlarına birçok konu üzerine yeniden ve yeniden düşünme fırsatı veriyor ama bir kitaptan kaybettiğiniz masumiyeti bulmanızı istemek çok büyük bir beklenti oluyor. Siz neyi nerede kaybettiyseniz, iyice düşünün ve kendiniz bulun. Biz zavallı roman kahramanlarını bu tür derin meselelere alet etmeyin. Baktınız bulamıyorsunuz, oturun kitabı bir daha bir daha okuyun. Bundan çok mutlu oluruz!

Sufyu / Roman Kahramanları Sendikası Başkanı

Yazıyı paylaşmak ister misin?