TOLSTOY
Dünya edebiyatının en büyük yazarlarından tanınmış Rus romancısı Kont Lev Nikolayeviç Tolstoy 9 Eylül 1828’de merkezi Rusya’da bulunan Tula’daki Yasnaya Polyana’da doğdu. Resmi öğrenime tepkisi nedeniyle üniversite öğrenimini yarıda bırakarak kendi kendini yetiştirmiştir. İlk basılan eseri olan Çocukluk (1852) daha sonra yayınlanan İlk Gençlik (1854) ve Gençlik (1857) adlı eserleriyle birlikte erken yaşam yıllarından dikkate değer bir üçleme oluşturur.
24 yaşında subay olarak orduda görev alıp Kafkasya ve daha sonra Kırım’da dört yıl bulundu. Kırım Savaşı’na katılan Tolstoy savaşın gerçek gözlemlerini Sivastopol Öyküleri’nde (1855-56) aktarmıştır. Çeşitli Avrupa ülkelerinde seyahat ederek eğitim kurumlarıyla ilgili incelemeler yapan Tolstoy evine döndüğünde çiftliğinde köylü çocukları için alternatif bir eğitim deneyimini başarıyla uygulamış, okullar için ders kitapları yayınlamıştır. Savaş sonrasında da Aile Mutluluğu (1859) ve Kazaklar (1863) yayınlanmıştır. Daha sonraki yıllarda, Napolyon’un Rusya seferi döneminde üç aristokrat ailenin yaşamını ele alan epik romanı Savaş ve Barış’ı (1863-69) yazdı. Bu eseri, genç evli bir kadının bir subayla olan duygusal ilişkisi ve trajik kaderini ele alan Anna Karenina (1873-77) izledi. Bu iki eser dünya edebiyatının en başta gelen eserleri arasında kabul edilmektedir.
1880’lerden sonraki dönemde, Tolstoy’un manevi sorunlarla sürekli ilgisinin yol açtığı ruhsal kriz, yazarın hayatında radikal değişimlere neden olmuş ve kendisinin bir süre Optima Manastırı’na çekilmesine, Bir İtiraf (1979-82), İnsan Ne ile Yaşar (1882), Neye İnanıyorum (1883), Sanat Nedir? (1898) gibi eserlerin yazılmasına vesile olmuştur. Düşüncelerindeki değişikliklerin izlerini taşıyan son dönem eserleri İvan İlyiç’in Ölümü (1886), Kroyçer Sonat (1889), Efendi ve Uşağı (1895), Diriliş (1899), ve Hacı Murad’dır (1904).
Kötülüğe karşı direnç göstermeme, mülkiyetten vazgeçme, hükümet ve kilisenin ilgası, Tanrı’ya ve insan sevgisine inanç şeklindeki düşünceleri eserlerinin çoğunun sansür tarafından yasaklanmasına ve 1901’de Ortodoks Kilisesi tarafından aforoz edilmesine neden olurken, Tolstoy’un manevi konumu kendisine benzersiz bir moral, otorite ve nüfuz sağlamış, Yasnaya Polyana bir hac mekanı olmuştur. Çok arzuladığı halde, çeşitli nedenlerle topraklarını orada çalışan köylülere bırakamamışsa da giderek daha sade bir yaşam sürmeye başlamış, tütün ve içkiyi bırakarak köylülerle birlikte bedensel işlerde çalışmıştır. Yaşamının son günlerini huzur içinde geçirmek için malikanesini terkeden Tolstoy yolda rahatsızlanarak Astapovo Tren İstasyonu’nda öldü (20 kasım 1910). Cenazesi binlerce insanın katıldığı bir törenle doğduğu yerde, Yasnaya Polyana’da, toprağa verildi.
KAFASINA GÖRE DERGİ – 23.SAYI – AKLA İLK GELENLER
