Sinemart Sordu?
Facebook sayfamızdan sorduk: “Bar sandalyesi olsaydınız bir gününüz nasıl geçerdi?” İşte yanıtlar:
Ebru Çakmak
Bugün de bitti ben de bittim… Dön dön nereye kadar?! Malülen emekli oldum bir de.. Yine biri geldi, şu arkaya yatırmaya çalışıp da sallanma sevdalısı olanlardan.. Attım üstümden! Boynum büküldü, baktılar ki tutmuyorum; onlar da beni tutmadılar.. Depo’dan sevgiler….
——–
Esra Doyaroğlu
müzik dinleyerek, düşünceli, biraz kederli, vakur; akşamı bekleyerek.. Sonra sıkılmış, yorulmuş bu kez de gecenin sonunu bekleyerek… Gördüğüm insanları unutmaya çalışarak bir zaman sonra.. Ve sanırım beklediğim biri olurdu hep, bir kez görüp, bundan sonra hep geleceğini sanıp bir daha hiç gelmeyen birini, günler haftalar belki de yıllarca beklerdim…
Iste bar sandalyesi olmak böyle bir şey ve
en çok o gece çalan şarkıları sevmek, şarkılar içinde..
——–
Osman Sencer Şeftali
Selam ben 3 numaralı sandalye hergün olduğu gibi sıradan bir gün işte demek isterdim ama bu gün diğer günlerden çok farklı niyemi ? Bu bar açıldığından beri yan yana yıllarımı geçirdiğim ve her gün yanı basımda olmasına ragmen ona dokunamayıp sadece uzakdan bakmakla yetindiğim kader ortağım 2 numaralı sandalyeyi kırıldı diye depoya attılar Sebep ? Kendini bilmezin birisi üzerinde müzik ile dans etmeye çalışırken kırdı onu gözlerimin önünde peki hakettimi 2 numaralı sandalye bunu ? Yıllardır üzerindekilerin kah dertlerini dinledi yerigeldi onların neşesi ile neşelendi bir gün bile isyan ettmimi hiç ? hakettiği bu değildi o nedenle ben 3 nuamralı sandalye benimde sonumun 2 nuamra gibi oalcağı belli tez zamanda da kavuscam ona elbet bu gün kimseyi istemiorum üzerimde barmen sözüm sana bu gün ben içeceğim kana kana ….
——–
Güler Alev
sıradan bir bar sandalyesi değilim ben, ahşap bir sandalyeyim.daha ağaç iken enteresan olaylara şahit oldum.mesela bir genç kız yazdığı mehrem mektupları sakladı köklerimin arasına kazarak.emekli yüzbaşının köpeği istisnasız her sabah üstüme işerdi.yapraklarım çok boyum da kısa olduğu için yan apartmanın kapıcısının kızıyla yöneticisinin oğlu sık sık öpüşürlerdi dallarımın karanlığında.sonra , büyük dozerler geldi ve beni , benim gibi birkaç ağacı daha söküp götürdüler.gözümü açtığımda şişman biri oturmaktaydı üstümde.sık sık geğiriyordu, sarımsaklı bir şeyler yemişti ve garson biran önce kurtulmak istiyordu ondan.ortam loş ışıklıydı ve kahkahalar kulağımı çınlatıyordu.sert bir el uzandı adama ve kargatulumba götürdü siyah giyen adamlar onu .derken tuvaletten çıkan bir kadın çarptı bana , pardon dedi bir de. sahneye doğru yürüdü ve bağırmaya başladı ” yalan, yalan ,yalan söylüyorsun, hayat güzel değil, nerede beni aldatan o şerefsiz ha nerede?” onu alıp götürdüler.camdan farkettim ki güneş doğmaktaydı, sabah olmuştu.sinirli bir el uzandı, çekti kenara beni daha doğrusu savurdu.küfrediyordu , galiba patrona, “hem bütün gece çalış hem sabah temizliğini yap yine de o ayı benden fazla para alsın.tabii hemşerisi ya o hıyar oğlu hıyar.ama duur , ben gösteririm ona, ikisinin de ipliğini pazara çıkaracağım.bara gelen karılara nasıl asıldıklarını gördüm, fotoğraf da çektim.karılarına göstereceğim işleri bitik.”
öğlene doğru iki genç göründü, kapıdaki iş ilanı için gelmişler, ne iş olsa yaparmışlar, üniversite okumuşlar , iki yıllıkmış ama iş bulamamışlar.patron iri yarı olanı güvenlikçi yaptı, diğerini de mutfağa yolladı. oğlan bozuldu biraz, söylenerek gitti.diğeri kasılmaya başladı.garsonlar göründü, şakalaşarak girdiler içeri, önde gidene bir şey yaptı arkadan gelen, zıpladı oğlan.”sana herkes içinde yapma demedim mi, anlaşılacak , işten atılacağız.” merak etmee dedi diğeri, anlaşılmaz, sonra öndekinin kulağına eğilerek hem seviyorum seni, Hollanda’ya gider evleniriz.derken eli çantalı bir adam girdi içeri, herkeste bir telaş…oturdu üstüme, sallandı da sallandı.tuhaf bir havası vardı, hacıyağı gibi bir parfüm, bir de necaset kokusu…tövbe tövbe, herkes el pençe adamın etrafında.çantasından bir sürü defter çıkardı, çizgili, tuhaf görünümlü, maliyeciymiş anlaşılan.beş kahve üç de kokteyl içti, alkolsüzzzz.patron el sıkışırken adamın avcuna bir şeyler verdi, kaağıt paraya benzer.adam sırıta sırıta çıktı, çıkarken de ” akşama geleceğim , her şey tamam olsun , karışmam haaa ” dedi, eliyle de yazıyormuş gibi yaparak.birden hoplayıverdi biri üstüme, patronun oğluymuş, velet , burnunu karıştırıyor çaktırmadan da altıma sürüyor.ahh bir hareket kaabiliyetim olacaktı ki görecektin de velet.yediği cipsin kırıntılarını üstüme döktü.derken ıslak bir burun hissettim sonra iki adet pati, tanıyordum bu nesneleri yüzbaşının itinden.Aman Allahım, şarkı söyleyen solist kızın itiymiş.kokladı da kokladı, yaladı, ıığğğ salya sümük oldum.sonra kız geldi, anlamadığım bir dilden konuştu, haha etek giymeyi de unutmuş. neler gördüm neler, onları da sonra anlatırım, şimdi üstüme enteresan biri oturdu, dağcıymış, ayy çok ilginç…
——–
Pehlül Okumuşoğlu
Yine Her Zamanki Günlerden Biriydi…. Bar Kalabalık Ve Enerjisi Fazla İnsanlarla Doluydu…. Herkes Eğleniyor Dans Ediyorlardı İçkileri Ellerinde Ve Çoğuda Ayaktaydı Hatta Bazen Burada Olmamızın Saçma Olduğunu Düşünmeme Sebep Oluyorlardı…. Herkes Ayaktaydı Ve Ben İse Neden Bu Kadar Yorgun Ve Kendimi Taşıyamaz Halde Olduğumu Çözmeye Çalışıyordum…. Sağa Döndüm Sola Döndüm Bulamadım Birden Gözüme Yanımda Arkadaşlarıyla Eğlenen Bayanın Yere Düşürdüğü Ayna Takıldı…. Birden Durdum Ve “Yuuhhh O Da Ne !“ Dedim Kendi Kendime… O Da Haklıydı Tabi Bende Onun Kadar Kilolu Olsaydım Tabureden Kalkamazdım O Küçücük Ayaklara Da Yazık O Koca Göbeği Nasıl Taşıyorlar Dedim Ve Cümlemi Bitirmeden Böyle Taşıyorlarmış Demek Ki Demeden Alamadım Kendimi Allahtan Sürekli Gelmiyor O Ayaklar Napsın Sürekli Onu Taşımak Zorundalar… Birkaç Dakika Sonra Bir Ağlama Sesi Duydum Yukarıdan Ve Muhtemelen O Şişko Adamın Büyük Derdi Vardı Ne Olduğunu Çözmeye Çalışırken Aklımda Seçenkeleri Belirledim…Zaten Bi İnsan İçip İçip Ağlıyorsa Muhtemelen İlk Sebebi Aşk Acısıdır Ve Düşündüğümde De Haklıydım Ama Sebebini Birtürlü Çözemedim… Bir An Konuşma Yeteneğim Olsada Onunla Dertleşebilsem Diye Düşündüm… Ama Elden Ne Gelirdi Onu Taşımaktan Başka….
