MURAT MENTEŞ RÖPORTAJI
Murat Menteş. Romancı. Yazmaya şiirle başlayan Menteş, daha sonra çeşitli yayınevleri, dergiler ve gazetelerde çalıştı. 2005’te yayımlanan ilk romanı Dublörün Dilemması büyük beğeni topladı. İkinci romanı Korkma Ben Varım, Türkiye Yazarlar Birliği Roman Ödülü’ne layık görüldü. Çizer Hakan Karataş’la birlikte, Derde Deva Randevu adlı antolojik bir edebiyat ve felsefe antolojisi hazırlıyor. İkili, ayrıca Tabancalı Kız adlı bir çizgi-romana imza attı. Şiirlerini, Garanti Karantina isimli kitapta toplayan Menteş, altıncı romanı Afili Hafiye’yi kısa süre önce çıkardı.
G.S.: Murat Menteş romanı hiç okumamış birine yazar kimliğiniz ve eserleriniz hakkında neler söylersiniz?
Tomris Uyar’ın “Yazar kendini anlatmamalı. Yazarı toplum karşılamalı.” minvalinde bir sözü var. Yazdıklarımı okumamış ya da adımı işitmemiş kimselere ulaşmak ve eserlerimi sunmak bana düşmemeli sanırım.
G.S.: Kitabınızda da yazdığı üzere “Yenilikçi Yazar”ı tanımlar mısınız? Bir ekole ait olmak gerekli mi?
Yenilikçilik, kolayca sağlaması yapılabilecek bir nitelik. Yazar anlatımda, kurguda, karakter tasarımında, edebî sanatları tatbikte yeni bir tavır ortaya koymuşsa yenilikçidir. Bu, üsluptan biraz fazlasıdır. Başka yazarları etkiliyorsa, aynı zamanda öncü bir yazar konumuna geçer, yenilikçi yazar. Yani yapıp ettikleri bir arayıştan ibaret kalmamış olur. Bir ekole mensup olmak şart değil. Biz 2009’un başında Afili Filintalar adlı bir oluşum başlatmıştık. Afili Filintalar, ilk romanım Dublörün Dilemması’ndaki gençlik çetesinin adıydı. Bugünden bakınca, bir roman akımı olarak değerlendirilebilir. 21. yüzyıl Türk Edebiyatında dikkate değer bir yoğunluk bölgesidir.
G.S.: Yeni kitabınız Afili Hafiye’de okuyucuyu neler bekliyor? Hikayesi nasıl oluştu? Ne kadar sürede tamamladınız? Ne kadarı gerçek hayattan?
Afili Hafiye, Kayıp Şahıslar Bürosu komiseri Alp Laçin O’nun macerası. Gizli görevdeyken, cazibeli bir kadına rastlar. Küçük bir maymun, kadının fotoğrafını çeker. Alp Laçin O, bilişim uzmanından öğrenir ki, kadın dünyadaki 1 milyar 800 milyon kameranın hiçbirinin önünden geçmemiş. Yani bu dünyada öyle biri yok… Alp Laçin O’nun hayatında acayipliklerin ardı arkası kesilmez. Birbirinin aynı iki adam vardır. Cinayet Büro Amiri, Alp’in düşüncelerini okur. Pejmürde bir tutuklu, Alp’i 10 yıl sonrasından tanıdığını iddia eder…
Hikayeyi düşünürken, aklımda iki şey vardı. Biri, “Kayıpları arayan bir kişi kendisi kaybolduğunda ne yapar?” sorusu. İkincisi, Invictas adlı grubun 1960’larda kaydettiği Missing adlı parça. Dönemin az bilinen parçalarını arıyordum. Missing harikuladeydi. Bir 45’lik. Roman yazarken, müzik eşliğinde, müzik üzerinden düşünüyorum. Hikayenin atmosferini ve duygusunu böylece daha iyi kurabiliyorum. Sinestezi taktiği.
Yazdığım romanlardaki karakterlerle derin duygusal bağlar kurmuyorum. Onları tasarlıyorum. Roman karakterlerinin gücü, yazarın duygusallığından kaynaklanmaz bence.
Afili Hafiye’yi yazmam iki sene sürdü. 66 hafta boyunca, roman Uykusuz dergisinde tefrika edildi. Sonra bölümleri elden geçirdim. Yeni bölümler yazdım.
Afili Hafiye’de anlatılanların gerçek olaylar ve kişilerle ilgisi yok. Altı romanım arasında yalnızca Fink gerçek bir kişinin maceralarını anlatır. Romanın gerçeklerle ilişkisini olaylar ve kişiler üzerinden değil, hikayedeki psikolojik, bilişsel ve düşünsel unsurlar üzerinden kuruyorum. Okurun da bu hususlara odaklanması verimli olur. Çünkü yazar kendini sunmayı değil, okuru anlamayı önceler.
G.S.: Kitapta okuyucu ile karşılıklı etkileşimin yapıldığı boşluğu doldur formatında sorular var. Böyle bir yeniliğe neden başvurdunuz? Bu konuda dönüşler oluyor mu?
Okurla pratik bir denklik kurmayı düşündüm. Hikayenin akışına kapılanların bilinç durumunu değiştirmeyi gözettim. Kitabın sayfalarında okurun da izi olsun istedim. Romanın alımlanmasında, bu değişkenliğin ya da rol değişiminin uyandırabileceği etki bana cazip göründü.
Ve evet. İnsanlar romana yazdıkları cevapları paylaşıyorlar. Böylece roman bir nevi yankılanıyor.
Asıl mesele şu: 21. yüzyıl romancısı, 17., 18., 19. hatta 20. yüzyıl romancısından farklı. Dünyanın anlamı çok değişti. Bizler, yani 21. yüzyıl romancıları, süper-güçlerinin çoğunu kaybetmiş kişileriz.
…
Röportajın tamamı Kafasına Göre Dergi 52. Sayıda yayımlanmıştır. (Eylül-Ekim 2023)
Röportaj: Göksel Sözer
