Televizyon Dünyası Senaristlerden Ne İster?
Ülkemizde televizyon izleme oranı, her geçen gün büyük artış göstermektedir. Televizyon çoğu insanın hayatında öyle büyük bir yer edinmeye başladı ki, neredeyse birçok kişinin salon ve oturma odaları dışında, mutfak ve yatak odalarına kadar girdi. Ev hanımları, mutfakta televizyon eşliğinde yemek yapar oldu. Gece uyku aşamasına geçmeden önce bile yatak odasındaki televizyonlardan, programlar izlenir hale geldi. Hatta bazıları televizyon açık halde uyumaya başladı. Pek çok kişi de, sofra adabını tamamen ortadan kaldırıp, eline yemek tepsisini alarak, salonda televizyon karşısında yemek yeme âdeti edindi.
Evlerde bu gelişmeler yaşanırken, teknolojinin gelişmesiyle birlikte, özel televizyon kanallarının sayısında da aynı paralel doğrultuda bir artış günümüzde hala devam etmektedir. Bununla birlikte, gün geçtikçe, televizyon kanallarının her birinde, yepyeni dizi ve programlar yayınlanmaya başlamaktadır. Kanallarda yayınlanan dizi sayısı çoğaldıkça, çoğunun kalitesi de maalesef oldukça düşmekte; dolayısıyla kalitesi düşen dizilerin de pek çoğu daha dördüncü bölümleri bile yayınlanamadan yayından kaldırılmaktadır. Televizyon dünyasında yaşanan bütün bu sorunlar da, set işçilerinden program-dizi yapımcılarına, kanal yetkililerinden reklam sahiplerine kadar, oldukça geniş bir kitleyi olumsuz şekilde etkilemektedir.
Bu konularla yakından ilgilenen biri olarak, benim de öğrencisi olduğum Sinemart Yazarlık Okulu’nun düzenlediği bir söyleşiye katıldım. Söyleşinin sadece adı bile başlı başına insanın ilgisini çekecek türdendi: “Televizyon Dünyası Senaristlerden Ne İster?” Söyleşiye Star TV’nin Drama Operasyon Yönetmeni Ali Leskay davet edilmişti. Ali Leskay, söyleşi boyunca, televizyon dünyasına ilişkin faydalı açıklamalarda bulundu. Hepimizin evinde demirbaş haline gelen televizyonlarda yayınlanan programların hazırlanmaları ve sektörde işlerin nasıl yürüdüğüne dair pek çok konuya değindi. Ben de söyleşide önemli bulduğum noktaları burada paylaşmak isterim.
Türkiye’de televizyon izleme oranları, Avrupa ülkeleri ve Amerika’yı kat kat geçmiş durumda. Ülkede günlük televizyon seyretme düzeyi yaklaşık on bir saat. Televizyonu en fazla izleyen kesim de 45 yaş ve üstü kadınlardan oluşmakta. Bu sebepten dolayı, yapım şirketleri ve televizyon kanalları, yoğunlukla kadın hikâyeleri içeren diziler çekmeyi ön planda tutmakta.
Dizilerde geçen olaylar, çoğunlukla halkın isteği ve tepkilerine yönelik bir biçimde tasarlanmakta. Televizyon kanalları da çeşitli araştırmalar ve reyting ölçümleri doğrultusunda halkın eğilimlerini belirlemekte. Örneğin reytingleri çok yüksek giden bir dizide halkın sevdiği bir kahraman kötü bir şey yaptığı zaman, seyirci bu durumu benimsemediğinde, dizinin izlenme oranı birden düşebiliyor.
Televizyon kanalları, programlarını hazırlarken izleyici kitlesinin tercihlerini, yaşam biçimlerini ve demografik yapısını da göz önünde bulunduruyor. İzleyici kitlesini bu ve benzeri başlıkları içeren konulara göre sınıflandırarak, programları o hedef kitlelere yönelik olarak yapıyorlar. Kadın ağırlıklı dizilerin yanı sıra, “Kurtlar Vadisi” ve “Reaksiyon” gibi diziler de erkeklere yönelik olarak hayata geçirilmiş diziler arasında yer alıyor.
Televizyon dünyasıyla ilgilenenler ve özellikle senarist adaylarının bütün bu konuları göz önünde tutarak çalışmalarını hazırlamalarında fayda var. Aksi takdirde, aylarca uğraşıp didindikleri senaryo çalışmaları hiç okunmadan, tozlu raflarda kalmaktan öteye gidemeyebilir dedi.
Ferda CANBULUT
