MAKSIM GORKI

Maksim Gorki adıyla bilinen yirminci yüzyılın en büyük Rus yazarlarından Aleksey Maksimoviç Peşkov 26 Mart 1868’de Nijniy-Novgorod’da doğdu. Babasını daha sonra da annesini küçük yaşlarda kaybeden Gorki, yoksulluk nedeniyle yeterince öğrenim göremedi ve küçük yaşlarda hayata atıldı. Çeşitli işlerde çalışan Gorki’nin çocukluğu kaba, cahil insanların arasında geçti. Çocukluğunun bu acı günlerini dünya edebiyatının en büyük eserlerinden olan otobiyografik üçlüsü  Çocukluğum (1913), Ekmeğimi Kazanırken (İnsanların İçinde) (1916) ve Benim Üniversitelerim (1923) adlı eserlerinde anlatmaktadır. Özellikle  bu eserlerde büyükannesi Akulina İvanovna sevgi dolu iyi kalpli bir karakter olarak görünürken, kendisine okuma zevkini ilk aşılayan aşçı Smuriy’de unutulmazlar arasına girmiştir.

Bütün ağır ve olumsuz koşullara karşın fırsat buldukça okuyan, 1884 yılında üniversiteye gitmek üzere Kazan’a gelerek fırınlarda çalışmaya başlayan Gorki devrimci gruplarla tanışır. 1889’da Nijniy-Novgorod’da devrimci faaliyetlerden dolayı tutuklanan yazar orada dönemin tanınmış yazarlarından olan ve kendisine yazın hayatında önemli katkılarda bulunmuş olan Korolenko ile tanışmıştır. 1981 yılında Rusya içinde uzun bir seyahate çıkarak Tiflis’e kadar geldi. 1892’de Tiflis’deki Kafkas gazetesinde ilk defa Gorki (acı anlamına gelir) takma adını kullandığı Makar Çudra adlı ilk öyküsü yayınlandı. 1895 yılında Samara Gazetesi’nde ve Nijegorodskiy Listok gazetesinde tanınmış öyküleri yayınlandı. Öyküler daha sonra iki cilt halinde basıldı (1898).

1902 martında Moskova Sanat Tiyatrosu’nda oynanan Küçük Burjuvalar büyük başarı kazanmış, nisan ayında ise Ayaktakımı Arasında oynanmıştır. Temsili büyük bir sanat olayı olan, herkesce büyük bir eser olarak kabul edilen oyun aynı yıl içinde Berlin, Paris ve Prag tiyatrolarında da temsil edildi. Bu olay üzerine Gorki, Petersburg Bilimler Akademisi onur üyeliğine seçildi. Ana romanı 1906-1907 yıllarında yayınlandıktan iki yıl sonra Türkçe’ye çevrilerek yayınlanmıştır. Otobiyografik üçlüsüsünün ardından 1925’te Artamonovlar yayınlandı. 1926’da büyük hacimli romanı Klim Samgin’in Hayatı yayınlanmaya başlandı.

Gorki’nin yazın başarısında, en alt toplum tabakalarında yaşanan macera dolu bir hayat, işlediği konuların özgünlüğü, eserlerde sergilenen sosyal konuların toplumun sosyal eğilimlerine uygunluğu gibi nedenlerin yanında yazarın edebi yeteneğinin etkiliolduğunu belirtmek gerekiyor. Çağdaş edebiyatta büyük bir romancı olduğu kadar bir öykü ustası ve aynı zamanda büyük bir oyun yazarıdır.

Tüberküloz hastalığı nedeniyle 1921’de yurtdışına çıkan Gorki, Almanya ve Çekoslavakya’dan sonra İtalya’ya geçerek Sorrento’da yerleşir. 1931’de kesin dönüş yaparak edebi faaliyetler ve yayıncılık çalışmalarına katılır. Moskova’da ölen Gorki 20 Haziran 1936’da Kızıl Meydan’da defnedildi.

KAFASINA GÖRE DERGİ – 25.SAYI – AKLA İLK GELENLER

 

Yazıyı paylaşmak ister misin?