“EN SAĞLAM DİRENİŞ KALBİ TEMİZ TUTMAKTIR”- TUNA KİREMİTÇİ RÖPORTAJI

Tuna Kiremitçi. Romancı kimliğiyle adını duyursa da o, artık ilk göz ağrısı müzikle anılmak istiyor. Kendini önemli bir romancı olarak görmüyor ve sadece müzik yaparken tamamlanmış hissettiğini söylüyor. Müzikte de hayatta da olmak istediği yerde duran Kiremitçi, hayallerini bir bir gerçekleştirmek peşinde…

Yazarlık, şairlik, müzisyenlik, yönetmenlik, senaristlik. Tüm bu yeteneklere sahip sanatçıya kendini nasıl tanımladığını sorduk.

Müzisyen ve şair olarak tanımlıyorum kendimi. Ama arada bir mecburiyet ya da meraktan başka şeylere de bulaştığım oluyor.

Kiremitçi’nin müzik ile tanışması ise bir rastlantıya dayanıyor.

Galatasaray’da yatılı okulda müzik odasını keşfetmemle başladı her şey. Ailemden pek destek gördüm diyemem. İlk beste girişimlerimi Bülent Ortaçgil ve Fikret Kızılok’tan etkilenerek yaptım. Benim için öncelikli olan şarkı yazarlığı. Yani bir bestenin sözünü ve müziğini bir arada oluşturmak.

Müzikle okul yıllarında ilgilenmeye başlayan Kiremitçi’nin ilk grubu ise Kumdan Kaleler.

Kumdan Kaleler, Galatasaray Lisesi okul orkestrası olarak kurulmuştu aslında. Genelde benim yazdığım şarkıları seslendiriyorduk. Grup arkadaşlarım başka mesleklere yönelince de yolculuk sona erdi.

Sinema ve edebiyat geçmişine rağmen günümüzde tercihini müzikten yana kullanan Kiremitçi, sizce bu seçimi yaparken neye kulak vermiş?

İçimden gelen sesi dinledim. Kimse teşvik etmedi aslında. Sadece müzik yaparken kendimi tamamlanmış hissediyorum. 16 yabancı dile çevrilmiş romanım var ama yine de kendimi önemli bir romancı olarak görmem. O bambaşka bir varoluş şekli.

2007’de ‘’Kendi Halinde’’ isimli solo albümünü çıkaran Kiremitçi, bir yandan da ikinci grubu Atlas ile müzik çalışmalarını sürdürdü. Yazdığı güzel şarkıları ise bakın önce kim dinliyor?

Önce eşime çalarım. Kendisi eski bir DJ ve müzik programcısı. Onun fikirlerine güvenirim.

Geçen yıl büyük ses getiren, Pamela, Özge Fışkın, Gonca Vuslateri, Jehan Barbur ve Yıldız Tilbe gibi isimlerin yer aldığı “Tuna Kiremitçi ve Arkadaşları” projesini soruyoruz.

Pasaj Müzik’in sahibi arkadaşım Murat Doğan’ın fikri olarak çıktı. Sonuçtan çok memnunuz. Bu satırlar yayınlandığında kısmetse ikinci albümün ilk şarkısı olan ve Eda Baba ile beraber söylediğimiz “Senden Kalan Her Şey” yayımlanmış olacak.

Tuna Kiremitçi’nin düet yapmayı hayal ettiği yabancı şarkıcılar ise şöyle:

Carole King ya da Suzanne Vega ile düet yapmak isterdim. Bir de Patricia Kaas ile…

Peki, Tuna Kiremitçi kimlerin şarkılarını söylemekten keyif alıyor?

Ozan geleneğine bağlıyım. Haliyle Ortaçgil, Kızılok, Alanson, Cohen ve Dylan şarkılarını çalıp söylemekten hoşlanıyorum.

Yazmış olmayı hayal ettiği şarkı ise Mazhar klasiklerinden biri.

Mazhar Alanson’un “Yalnızlar Garı” şarkısını yazmış olmak isterdim açıkçası.

Kiremitçi şarkılarında mesaj kaygısı taşıyanlardan. Ona göre “her şarkı evrene sunulmuş bir mesaj” Yaşar Nabi Nayır Şiir Ödülü’nü “Ayabakanlar” adlı ilk şiir kitabıyla alan Kiremitçi’ye, edebiyatçı kimliğinin, şarkı sözü yazımında kolaylık sağlayıp sağlamadığını soruyoruz.

İlk şiirlerim 18 yaşımdayken Varlık’ta yayımlandı. O zamandan beri şiir ve müzik bende el ele. Şarkılarım genellikle hayattaki çözümsüzlüklerden beslenir. Akılla çözemediğimiz şeylerden. Prensip olarak halk ozanlarından farkımız yok. Sadece nazlı yâri çeşme başında değil metro çıkışında bekliyoruz.

Besteleri Haluk Levent, Ajda Pekkan, Müslüm Gürses, Gülay ve Demet Sağıroğlu gibi isimler tarafından da yorumlanan Kiremitçi, müzikte olmak istediği yerde mi?

Şu an her şey olmasını istediğim gibi. Müzikte de hayatta da.

Türkiye’de müzik yapanların karşı karşıya olduğu en büyük zorluk nedir? sorusunu, Kiremitçi bakın nasıl yanıtlıyor?

Bugün işler daha kolay. YouTube sayesinde albüm bile yapmadan şöhret olabiliyor çocuklar. Eskiden klibinizi para karşılığı yayımlayıp listelere sokan dandik müzik kanallarına mahkumdunuz. “Direnmek de yeteneğe dahildir.” diye bir söz vardır, çok severim. Yapılacak en iyi şey, doğru bildiğin yolda direnmek.

Müzikten edebiyata geçiş ise oldukça ilginç.

Kumdan Kaleler dağılınca içime kapanmıştım. Kendimi iyileştirmek için roman yazdım. Çok tutunca da adım yazara çıktı!

Röportajın tamamı Kafasına Göre Dergi 22. Sayıda yayımlanmıştır. (Eylül- Ekim 2018)

Röportaj: Göksel Sözer

Yazıyı paylaşmak ister misin?