“HAYALLERİNE İNANMAK VE İNAT ETMEK ŞART”- ÜMİT ÜNAL RÖPORTAJI

Ümit Ünal. Onu Teyzem filminin senaristi olarak tanıdık. Art arda gelen hikayelerden sonra 9 filmi ile yönetmenliğe ilk adımını attı. Başarılı olmanın sırrını şansın yanı sıra çalışkan ve ısrarcı olmakta görüyor. Bana Göre Kıyamet… Şimdilik filmini çekemedi ama kitaplaştırdı. Son filmi Sofra Sırları ise onbir yıl sonra seyirciyle buluştu. Yazarlıktan çok önce başlayan çizim serüveni ise iki sergi ile sonunda hayata geçti. Araya iki dizi sıkıştırdı. Tiyatro oyunu ise yolda. Yani iki koltukta 10 karpuz…

Bakın ünlü yönetmen, gençlik hayallerini nasıl anlatıyor.

Yönetmen veya senaryo yazarı olmak gibi hayallerim yoktu. Çocukken ressam olmak istiyordum. İyi çiziyordum. Annem de çok cesaretlendiriyordu. Liseye kadar hayalim ressam olmaktı. Bir yandan da hikayeler yazıyordum. Yazarlık da bir parça içimde vardı. Gençliğimizde sinema okumak veya yönetmen olmak, çok uzak hayallerdi. Zaten Türkiye’de üç sinema okulu vardı. Üniversite sınavına girerken birinin tanıtımını gördüm. Gizli bir kararla, aileme söylemeden okulu en üst sıralara yazdım. Kazandığımda da babam şaşırdı ve kızdı. Nasıl iş bulacaksın diye. Okula girdiğim ilk yıldan itibaren bu iş için yaratılmış olduğumu anladım. Sinema aslında resmi de edebiyatı da tiyatroyu da, hepsini kapsayan bir sanat dalı.

Ünal’a öğrenciyken ilham verenler ise filmler değil romanlar olmuş.

Ticari filmler dışında başka ne türler olabileceğini araştırırken Yüzücü diye Burt Lancaster’in oynadığı bir filmle karşılaştım. Çok etkilendim. Okulda ise Bergman, Fellini izlediğimiz zaman çok sarsılmıştık. Her şeye rağmen ilhamını sinemadan alan bir sinemacı olmadım. İlham aldıklarım daha çok yazarlar oldu. Kafka, Marquez, Nabokov, Bilge Karasu, Leyla Erbil, filmlerden çok bu yazarlar hayatımı değiştirdi.

Ünal’ın şansı, Teyzem ile başlıyor.

Okulun bittiği yaz Atıf Yılmaz’ın yardımcı yönetmeni Leyla Özalp ile tanıştık. Dördüncü asistan olarak Adı Vasfiye’nin setinde bulundum. Müjde Ar ile tanışma şansım oldu. Elimde Teyzem’in senaryosu vardı. Okul sırasında yazmıştım. Müjde, senaryoyu okuyup beğenince kendimi profesyonel senarist olarak buldum. Benim için büyük şans oldu . O dönem eli kalem tutanlar sinemaya o kadar ilgi göstermiyorlardı. Şimdi daha çok yazar var.

Yönetmenlik için 2001’e kadar bekliyor.

Okulun ilk yılından itibaren kısa filmler yapmaya başladım. Okul bitince yönetmen olacağım diye hayal ederken gelen işler, talepler beni yazarlığa yöneltti. Yeşilçam’da o dönemde yönetmen olmak çok zordu. 20 yaşında bir çocuğa kimse yönetmen olarak film vermezdi. Mesleği asistan olarak öğreneceksin yavaş yavaş, ondan sonra belki. Derken ekonomik krizler geldi. Sonuçta kamera arkasına geçmem 2001’e kadar gecikti. 1993’te senaryo yazmayı bıraktım. Başkalarına senaryo yazmak istemiyordum. Kendim çekene kadar yazmayacağım diye kendime söz verdim. Sinema yönetmen sanatı. Bir şey anlatmak istiyorsan sadece senaryo yazarı olarak yapman zor. 2001’den beri 8 film yönettim.

Ödüllü son filmi Sofra Sırları ise Ünal’ın içine sinen filmlerinden. 37. İstanbul Film Festivali Ulusal Yarışma bölümü’nde En İyi Senaryo ve En İyi Kurgu ödüllerini alan filmin hikayesi 11 yıl önceye kadar gidiyor.

Filmin ilk ismi Sultan Mutfakta’ydı. İsminin yanı sıra 11 yıl içinde lokasyondan, oyuncularına kadar pek çok değişiklik geçirdi. Başrol için önce Serra Yılmaz, sonra Hülya Avşar’ın isimleri düşünüldü. Ama Demet Evgar ile çalışmaktan çok keyif aldım. Filmden de memnunum. Gişesi çok parlak değildi ama zaten yapımcıların da çok büyük beklentisi yoktu. Zaman içinde kendini amorti edecektir diye düşünüyorum. Bu arada film, Shanghai Uluslararası Film Festivali’ne davet edildi.

Filmlerin hepsinde yönetmen tam hakimiyet kuramıyor. Ancak Sofra Sırları oldukça özgür kaldığım bir işti. Her şeyiyle hakim olabildiğim diğer filmlerim ise 9, Ara ve Nar, Anlat İstanbul, Gölgesizler ve Ses filmlerinin büyük bütçeleri vardı, doğal olarak yapımcılar kendilerinde karışma hakkı buldular.

 

 

Ünal’ın çalışmak istediği isimler arasında Cate Blanchet ve Cem Yılmaz var.

Hayal bu ya, John Cleese ile çalışmayı çok isterdim ya da Cate Blanchet ile. Türk oyunculardan ise daha önce çalıştığım Şener Şen ilk aklıma gelenlerden. Cem Yılmaz ile çalışmayı isterim. Cem çok iyi bir oyuncu, doğal bir yeteneği var. Demet Evgar ile yeniden çalışmak hayalim… Çok yetenekli bir oyuncu. Şimdi başkasıyla çalışıyor diye kıskanıyorum.

Peki ya yönetmenler?

Kendi kuşağımın bütün yönetmenlerini takip ediyorum. Gençlerden Tolga Karaçelik ve Emin Alper’i seviyorum. Coen Kardeşler, Alfonso Cuaron, Michel Gondry ise günümüz dünya sinemasından sevdiğim yönetmenlerden. Charlie Kaufman var mesela hem iyi bir senarist, hem iyi bir yönetmen.

Türkiye’nin Oscar adayı olan 9  filminin yönetmeni Ünal, Akademi’yi etkilemenin zorluklarından bahsediyor.

Örneğin Cannes, 7 kişilik bir jüri ödülü. Doğru içerik ve zamanlamaya sahip iyi bir filmle az sayıdaki jüriyi ikna edebilmen çok daha kolay. Oscar’da akademi üyeleri çok fazla. Hepsinin izlemesini sağlamak ciddi yatırım. Bu nedenle Oscar aslında büyük ticari bir olay. Dağıtım ve pazar gücü önemli.

Röportajın tamamı Kafasına Göre Dergi 21. Sayıda yayımlanmıştır. (Temmuz-Ağustos 2018)

Röportaj: Göksel SÖZER

 

 

 

 

Yazıyı paylaşmak ister misin?