YATACAK YERİN YOK SHAKESPEARE!

Kafasına Göre’de beraberliğimizin üçüncü yılına girdiğimiz bu sayıda, siz okurların merakla beklediğini biliyordum; Shakespeare’e sıra ne zaman gelecek diye. İşte o gün bugündür sevgili okurlar! Kimseyi sıra dayağına falan çekeceğim yok ama sen bir yazarsan, karakterlerini öldürmekten, aşk acısı çektirtmekten çekinmiyorsan ben karşına çıkarım sayın Shakespeare!

16. yüzyılın İngiltere’sinde yaşasan da eserlerin seni ölümsüz kılar ve bana, Roman Kahramanları Sendika Başkanı Sufyu’ya söz hakkı doğar! Senin karakterlerin Romeo ve Juliet eserinde kavuşamadıkları, kavuşamadan öldükleri için acısını ben çekiyorum. Onların derdi sıkıntısı, benim derdim sıkıntımdır çünkü. Ne vardı sanki Romeo ve Juliet zehirleri içip ölmeseydi, ailelerin arasındaki düşmanlığa rağmen evlenselerdi, çocuk yapıp ailelerin arasındaki anlaşmazlığı düzeltselerdi? Hayır yani, ailelerin barışmasını çocukların ölümünden sonra yazmış olman okurları, izleyenleri hiç mutlu etmedi!

Bak beyim Shakespeare, sen gençlerin hayatlarına mal olman yetmemiş gibi, onların hikâyesini tiyatro oyunu olarak beş yüz yıldır oynanmasına sebep verdin. O çocuklar senin yüzünden beş yüz yıldır mutsuz bir şekilde yeniden yeniden ölüyorlar. Çevrilen her filmde, onların hikâyesinden esinlenilse de, direk anlatılsa da onlar ölmeye devam ediyor. Bunun tek suçlusu sensin sevgili yaratıcı yazar Shakespeare!

Uzun süredir ölü olduğun için bana cevap verme hakkın doğmuyor ama senin diyeceklerini ben tahmin edebiliyorum; “Ama onlar ölmeseydi onlar Romeo ve Juliet olmazdı.” Olurdu efendim, bal gibi de olurdu! O zehri içmeden, ölmeden bu dünyada kavuşup tek bir yumruk gibi olarak aşkın her şeyi yendiğini gösterebilirlerdi. Oysa her fırsatta sendikaya gelip ağlaşıyorlar, çünkü onlara huzur vermedin! Sonra bana “Ben tragedyanın türü bunu gerektirdiği için öldürdüm, daha fazla kızma bana!” diyebilirdin. Ben de sana o zaman “Biraz gözünü açaydın da tragedyadan uzağa, başka bir türe yönelseydin. Başkarakterlerini öldürüp durmak yerine, tiyatro türü yazmak yerine onların mutlu olacağı bir tür yazsaydın” derdim.

Neyse, artık ölenle ölünmez; hele ölen roman karakteriyle hiç ölünmez. Ama yatacak yerin yok Shakespeare! Diğer eserlerine değinmiyorum bile, onlarda masum gençlerin yanında kim varsa öldürüyorsun; senin sayende beterin beterinin olduğunu gördük. Ama şimdi konumuz güzel Juliet ve yakışıklı Romeo. Batıda doğan herkesin adını ezberlediği, en az bir kere oyununu bir kere de filmini izlediği bu acıklı aşk hikâyesinin sonunun iyi bitmesini isterdik. Hatta hep mutlu olsalardı da edebiyat sayfalarına hiç girmeselerdi, tarihe karışıp mutlu mesut yok olsalardı. Tam da bu yüzden kızıyorum Shakespeare’e; roman kahramanı olsalar da onlar da insan ve onlar da mutluluğu hak ediyorlar. Sendika başkanı olarak, üyelerimin mutluluğu ve sağlığı benim için çok önemli.

Aileleri birbirine düşman olan bu iki gencin kavuşamama hikâyeleri 198 defa canlandırılmış. Tiyatroyu saymıyorum bile… Şimdi sevgili Kafasına Göre okurlar, bana hak veriyor musunuz? Bu âşık gençlerin başlarına gelenlere üzülüyor musunuz? Haydi, bir tekme de siz vurun şu kendini bilmez yazar William Shakespeare’e!

Sufyu / Roman Kahramanları Sendikası Başkanı

Yazıyı paylaşmak ister misin?