ŞENER ŞEN

Aralık 1941’de Adana’da dünyaya geldim. Bir evin tek çocuğuydum. Babam Ali Şen, ünlü sinema ve tiyatro artistiydi. Çocukken ona özenirdim, ama tiyatroyu daha çok seviyordum. Oyunlarını seyrederdim, o günlerde tiyatrocu olmak istedim. Önce arayışlarla geçiyor hayatınız. Benim kendi hedefimi keşfetmem zaman aldı. 25-26 yaşında hedefime yöneldim ve sadece tiyatrocu olmak istedim.

Sinemayı ciddiye almadım

Babam sinemacıydı, ama sinema beni hiç ilgilendirmiyordu. Sinemaya girdiğimde otuz yaşlarındaydım, tiyatroda biraz ilerlemiştim, ama sinemayı gene ciddiye almıyordum. Tiyatro maaşı yetmediği için sinemayı bir ek iş olarak görüyordum. Dublajdan tanıdığım yönetmenlere, “Figüran olarak beni de çağırın. Ama bir şartım var, yevmiyemi o gün alayım” dedim. Yani sinema hayatıma mecburiyetten girdim diyebilirim. Figüranlık maceram birkaç yıl sürdü. Böyle çok filmim var, arada bir televizyonlarda oynar. Önde, film jönüyle jön damı dans ediyor.  Ben de arkada kalabalığın arasında biriyle dans ediyordum.

Star olmak hedefim değildi

Tanınmam, 1975 yılında Arzu Film’de Hababam Sınıfı’na başlamamla oldu. Sinemayı ilk defa ciddiye alacak bir ortam buldum orada. Star olmak hiçbir zaman hedefim olmadı. Benim hedefim iyi bir oyuncu olmak ve yaptığım işten mutlu olmaktı. Bu kadar basit ve sıradan yani. Oyunculuğa başladığımda star olmayı asla düşünmedim. Mesela Arzu Film’de ne kavgalar oldu. Çünkü başrol gibi beklentiler vardı. Ben ise “Bana sadece bir rol verin” derdim. Bir rol aldığımda da çok sevinirdim, nasıl iyi oynarım düşüncesiyle, o rolün tadını çıkarmaya çalışırdım. Şimdi bulunduğum yer eğer starlıksa, o istemeden, zorla geldi.

Hırslı değilim

Yardımcı rolleri oynaya oynaya 1984 senesine kadar geldim. O zamanlar Anadolu piyasasına hâkim olan işletmecilerin,  “Şener Şen çok tutuyor, bir filmde başrol oynatalım” isteği,  Arzu Film’e Ertem Eğilmez’e kadar geldi. Fakat bu istekte tehlikeli bir yan vardı. Ben o ana kadar neler yapmıştım? Hababam Sınıfı’nda bir “badi Ekrem” tipi vardı. Bir de Kemal Sunal ve İlyas Salman’la yaptığım kırsal kesimdeki uyanık, üçkâğıtçı, sahtekâr, dolandırıcı köylü tiplemeleri vardı. Yani, yardımcı rollerim hep kötü adamdı. Benden gene böyle bir tipleme istenmesine itirazım oldu. Onların istediği filmi yapmam, başrol oynayacaksam kendi istediğim filmi yaparımdı itirazım, kabul ettiler… Başar Sabuncu’nun Namuslu filmini beğendim. Gene komedi filmiydi, ama bu, tür değiştirmem demekti. Ertem Abi bana, “Eğer bu film tutmazsa senin hayatın başlarken biter. Bir daha fırsat yakalayamazsın. Ama öbürünü seçersen yılda beş, altı film yaparsın, para da kazanırsın” dedi. Ben de “O zaman mutlu olmam. Hem mutlu olup, hem para kazanırsam iyi. Yoksa yardımcı roller oynamaya gene devam ederim” dedim. Neyse ki Namuslu, o yılın iyi iş yapan filmleri arasına girdi de benim serüvenim böylece başladı. Geç star olmamda fazla hırslı bir yapıya sahip olmamam etken diyebilirim. Bunun şansla ilgisi yok.

Yardımcı oyuncuydum

Sinemada elliye yakın filmde oynadım, ama gerçeği söylemek gerekirse, bunların çoğu yardımcı oyunculuktu. Fakat onlarda da hep ön plandaydım, en az başrol oyuncusu kadar. İlk filmim “Altı Prens Devler Ülkesinde”, daha sonra onu izleyen birkaç film ve meşhur Hababam Sınıfı serileri. Ben bu serinin dördünde rol aldım Badi Ekrem tiplemesiyle. Bunlar Hababam Sınıfı Sınıfta Kaldı, Hababam Sınıfı Uyanıyor, Hababam Sınıfı Tatilde, Hababam Sınıfı Dokuz Doğuruyor.

 

Oscar adayı

Daha sonra başrolde oynadığım filmlerde de ses getirdim. Bunlardan ikisi, Yavuz Turgul’un yönetmenliğini yaptığı Muhsin Bey ve Eşkıya çok konuşuldu. Eşkıya gösterildiği yıl 1,5 milyonun üzerinde izleyici sayısıyla rekor kırdı. Şimdi bile en çok izlenen on Türk filminden biri olma özelliğini koruyor. Oscar’a bile “aday adayı” olarak girdi. Böyle bir filmde başrol oynamak, tarif edilemez bir gurur. Bir de 1999 yılında İkinci Bahar adlı dizide Ali Haydar rolünde görev aldım. Türkan Şoray ile birlikte o kadar sevildik ki dizi, iki yılı aşkın süre devam etti.

Tolga Emrah Özcan’ın Hayatım Roman’daki röportajından alınmıştır.

 

Yazıyı paylaşmak ister misin?