BAŞAR BAŞARIR RÖPORTAJI
Başar Başarır. Yazar. İlk öykü kitabı “Kent Kitabı” ile 1992’de edebiyat dünyasına giren Başarır, 7 öykü kitabı ve 3 roman yayınladı. Yazarın 1992-2000 arası yayımlanan kitapları “Havaalanında Satılmayan Kitaplar”, 2003-2012 arasındakiler ise “Bize Umut Gerek” başlıkları altında bir araya getirildi. “Getirin O Günleri Yakalım Bu Öyküleri” ile 2004 Sait Faik Hikaye Armağanı, “Teklifinizle İlgilenmiyorum” ile 2014 Yunus Nadi Öykü Ödülü ve “Sibop” ile 2017 Yunus Nadi Roman Ödülü’ne layık görüldü. En son romanı “Dünyanın Bütün Fıstıkları”nı 2023’te çıkaran yazar, şimdilerde yeni kitabı ile meşgul.
G.S.: Kitaplarınızı okumamış birine üçüncü taraf olarak Başar Başarır’ı nasıl tanıtırdınız?
B.B.: Türkçe meftunu, dilin dervişi.
G.S.: İlk kez Başar Başarır okuyacak bir okura hangi kitabınızdan başlamasını tavsiye edersiniz, neden?
B.B.: Okumaya hangi tarihte başlanacak ise, son yayınlanandan itibaren geriye doğru okumasını öneririm. Bu yöntemle önce yazarın son hali, güncel kalemi gözlemlenir, sonra da -eğer varsa- bir değişim/gelişim çizgisi üzerinden maceranın kaynağına doğru yürünür.
G.S.: Öyküden romana geçiş yapan yazarlardansınız. Bu doğal bir süreç mi oldu sizin için? Roman yazarlarının daha ciddiye alındığı yönündeki görüşe katılıyor musunuz?
B.B.: Son derece doğal oldu. Bir gün bir öyküye başladım, yazmaya oturdum, bitiremedim. Tuhaf… İlk defa başıma geliyordu. Sonra düşününce, yazılan metnin öyküye sığmayacağını, bunun bir roman olması gerektiğini vehmettim. Bu yabancı dünyayı denemeye karar verdim. Roman yazmak haddinden fazla süründüratif bir süreç oldu benim için. Ekmek parası için başka bir işte mesai yapıyor, artan zamanda da yazmaya çalışıyordum. Perişan oldum, devrildim, döküldüm. Dört senede anca bitirebildim Sibop’u. Mücadeleyi seven bir yaradılışın insanı olmalıyım ki üstüne iki roman daha yazdım. Ama sonra bir de tiyatro oyunu yazdım. Belki yarın şiiri denerim. Sadece romancıları değil, hiçbir yazarı ciddiye almıyorum.
G.S.: Kendinizi hangi türe daha yakın hissediyorsunuz? Öykücü mü roman yazarı mı olarak anılmak istersiniz?
B.B.: Tür değil, metindir ölümsüz olan. Hangisi daha uzun kalacaksa onunla anılmak isterim.
G.S.: Farklı türde yazma planı var mı? Deneme, şiir, senaryo…
B.B.: Plan yok. Plan yapacak, her şeyi bilecek yaşı geçtim sanki. Gelişine vuruyorum.
G.S.: Kitaplarınızın ortak çıkış noktası var mı? Hikâyelerin ne kadarı kurgu?
B.B.: Üç romanın üçü de bir kızgınlık anında yazılmaya başlandı. Tek ortak nokta bu. Kurgu her yerde var. Ancak kişinin şahsi tecrübeleri de oradan buradan fırtlıyor. Biraz karışık yani.
…
Röportajın tamamı Kafasına Göre Dergi 57. Sayıda yayımlanmıştır.
Röportaj: Göksel Sözer
